Uzm.Fzt.Muhammed Kazoğlu
Karpal tünel sendromu nedir ?
El bileğinin iç tarafında el bileği ve parmakları bükmeye yarayan kasların tendonlarının geçtiği aralık “karpal kanal” olarak adlandırılır. Bu aralıktan kavrama, tutma, sıkma ve yazı yazma fonksiyonlarını sağlayan “median sinir” olarak tanımlanan bir sinir geçer. Median sinirin herhangi bir sebeple baskıya uğraması veya sıkışması sonucu görülen nörolojik belirtilere “Karpal Tünel Sendromu” denir.

Karpal tünel sendromu nedenleri
Bilek kanalı yapısal olarak dar olan kişiler klinik belirtilerin ortaya çıkmasına yatkın olan kişilerdir. Şişmanlar, alkol alanlarda, şeker hastalığı ve damarsal hastalıklarında normal durumlardan daha sık görülebilir. Karpal tünel sendromuna kanal içindeki basınç artışı neden olmaktadır. Bu basınç elin pozisyonuna bağlıdır. El, el bileği çevresinde oluşan kırıklardan sonra kronik bası ortaya çıkabilir. Kiriş kılıflarının enfeksiyonu veya kalınlaşması kanalda mekanik daralmaya neden olur. Sınır kılıfının tümörleri, avuç içi enfeksiyonları medyan sinir bası belirtileri ortaya çıkarır. İş yerindeki mekanik nedenler vakaların çoğunda etkin rol oynamaktadır. Belli hareketlerin sık olarak tekrar edilmesinin karpal tünel sendromu ile ilişkisi mevcuttur. Marangozlar, tenis oynayanlar, elleriyle sıklıkla bulaşık yıkayanlar, şoförler ve benzeri şekilde el bileğini tekrarlayan hareketlerle meşgul olanlar daha yatkındırlar En sık olarak erkeklerde kasaplık mesleği ile uğraşanlarda görülmektedir. Kadınlarda hamilelik sırasında görülür. Bu durum geçicidir. Doğumu müteakiben birkaç hafta içerisinde normale döner. Ayrıca hipotiroidi olan kişilerde de rastlanabilir. Karpal Tünel Sendromu’nun meydana gelmesinde bazı başka hastalıklarında rolü vardır. Romotoid artirit, üremi, amiloidoz, damar anomalileri, Tendonitis bunlardan birkaçıdır.
Karpal tünel sendromu belirtileri
Hastalar gece uykuya daldıktan birkaç saat kadar sonra tüm elde şişme hissi ve uyuşma karıncalanma hissi ile uyanırlar. Parmaklar sertleşmiştir, hasta ellerini şişmiş ve gerilmiş hisseder; fakat gerçekte objektif bir değişiklik gözlenmez. Hastalar ellerini sallar ve ovarlar, çoğunlukla yataktan kalkarlar ve kısa süre sonra rahatlarlar. Bazen bir gece içinde birçok kez tekrarlayan uyuşmalar olur ve hastalarda ciddi uyku bozukluğuna yol açar. Nadir olmayarak eldeki uyuşmalar on kol omuz ve boyuna kadar çıkar. Ellerin çok kullanıldığı işlerde ev hanımlarda çok çamaşır yıkamadan ve temizlik işlerinden sonra şikâyet artar. İlerleyen dönemde kuvvet kaybı ve avuç kaslarında erime ortaya çıkar
Kadınlarda ve 35 yaş üstünde sık görülür;
Karpal tünel sendromu daha çok kadınlarda ve 35-55 daha sık görülür. Özellikle ev hanımları ve eliyle iş yapan kişilerde sık rastlamaktayız. Bilgisayar başında uzun süre vakit geçiren kişilerde yani el bileğinin sürekli bükülü pozisyonda kaldığı durumlarda (daktilo, klavye, mouse kullanmak vb.) daha çok görüldüğü gibi bir yaklaşım olsa da bu konuya dair kesin bir kanı yoktur.
Çalışma şartları dışında bu rahatsızlık ayrıca; gut, aşırı şişmanlık, şeker hastalığı, romatoid artrit, hipotroidi gibi bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkileyen kronik hastalıkları olan kişilerde, hamilelerde, ikiz bebekleri olan ve bunları sürekli kucağında taşımak durumunda kalanlarda, bilek burkulması ya da kırılması yaşayanlarda da sık görülür.
Ağrı ve Karıncalanma en önemli belirtidir;
En önemli belirti ağrı ve karıncalanma olup, çoğu insan rahatsızlığın başlangıç döneminde bu bulguları önemsemez. Başparmak, işaret parmağı, orta parmak ile yüzük parmağının dış yarısında ve avuç içinde hissizlik, karıncalanma hissedilir.
Ağrı ve uyuşmalar başlangıçta geceleri ve hafif miktarda olup zamanla şiddetleri artar. Gece hastalar uykularından uyanarak rahatlamak için el silkeleme hareketi yaparlar. Daha sonraları ağrılar gün boyu devam eder ve kaslar zayıflamaya başlamasıyla hastalar ellerine aldıkları eşyaları düşürmeye başlarlar.
Karpal Tünel Sendromu’nun belirtileri sinir sistemini etkileyen metabolik hastalıkların ve özellikle boyun fıtığının belirtileri ile karıştırılabilir. Bu nedenle tedavinin başarılı olması için teşhisin tam olarak konulması gereklidir.
Karpal Tünel Sendromu kalıtsal bir hastalık değildir. Ancak tedavinin gecikmesiyle sinir hasarı oluşabilir ve kalıcı sorunlar meydana gelebilir.
Karpal Tünel Sendromu Nasıl Teşhis Edilir?
Karpal tünel sendromu teşhisi konulması sürecinde doktor bireyin tıbbi geçmişini öğrenmek üzere birkaç soru sorabilir, bir fizik muayene gerçekleştirebilir ve bu esnada kesin tanı koyabilmek için karpal tünel sendromu testi yapabilir.
Belirtilerin nasıl geliştiğinin sorgulanması, örneğin küçük parmağın median sinir ile bağlı olmaması, bu parmakta da aynı belirtiler görüldüğünde farklı bir durumun söz konusu olduğunun ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.
Fiziksel muayene esnasında bireyin parmaklarındaki hissetme derecesi ve el kaslarının gücü test edilecektir. Bileği bükmek, sinire dokunmak veya sadece sinire basmak bile birçok vakada semptomları tetikleyebilir.
Bazı durumlarda bilek ağrısının diğer nedenleri arasında olan artrit veya kırık ihtimalleri ortadan kaldırmak için etkilenen bileğin röntgeni çekilebilir. Ancak bu doğrudan karpal tünel sendromu tanısında yardımcı olmaz.
Elektromiyografi testi kaslarda üretilen küçük elektrik deşarjlarının seviyelerini ölçer. Bu test sürecinde doktor kaslar kasıldığında ve dinlendiğinde değişen elektriksel aktiviteyi değerlendirmek için bireyin belirli kaslarına iğne inceliğinde elektrotları yerleştirir. Bu test, hem median sinir tarafından kontrol edilen kaslara verilen hasarı tanımlayabilir hem de olası diğer koşulların varlığı ihtimalini ortadan kaldırabilir.
Karpal Tünel Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?
Karpal tünel sendromununun tedavi süreci semptomlar başladıktan sonra mümkün olduğunca erken başlamalıdır. Karpal tünel sendromu tedavisi erken teşhis durumunda cerrahi olmayan yöntemler ile tamamlanabilir.
Sendromun ilk aşamalarda, bireyin alacağı elleri dinlendirmek için daha sık aralar verilmesi, semptomları daha da kötüleştiren aktivitelerden kaçınma, şişliği azaltmak için soğuk kompres uygulanması gibi çeşitli basit önlemler sorunu kendiliğinden ortadan kaldırabilir.
Daha ileri aşamalarda göz önüne alınabilecek diğer tedavi seçenekleri arasında bileklik yani bilek splinti, ilaçlar ve cerrahi müdahale bulunur. 10 aydan daha kısa bir süre boyunca devam ederek sadece hafif ya da orta şiddette belirtiler ve semptomların görüldüğü karpal tünel sendromu bileklik ile tedavi edilebilir. Ancak ellerde uyuşma başlarsa yine doktora başvurulması gereklidir.
Bileklik kullanımı ya da bilek splintleme uyurken bireyin bileğini sabit tutan bir ateldir. Bu gece karıncalanma ve uyuşma belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir.
Atel sadece geceleri kullanılsa bile gündüz semptomlarını önlemeye yardımcı olabilir. Özellikle hamilelikte gece bileklik kullanmak ilaç alımı gerektirmeyeceği için etkili ve uygun bir seçenek olabilir.Karpal tünel sendromunun tedavisinde ilaç kullanmadan önce mutlaka bir doktora başvurmak gereklidir.
Çeşitli steroid olmayan antienflamatuar ilaçların, yani NSAID’lerin kısa vadede karpal tünel sendromundan kaynaklanan ağrıyı hafiflettiği görülse bile, bu ilaçların karpal tünel sendromunu iyileştirdiğine dair herhangi kanıt yoktur.
Ağrının hafiflemesi için doktor tarafından karpal tünele kortizon gibi bir kortikosteroid enjekte edilebilir. Bu enjeksiyonların yönlendirilmesinde ultrason teknolojisinden faydalanılması mümkündür.
Kortikosteroidler, inflamasyonu ve şişmeyi azaltarak median sinir üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ancak oral yolla alınan kortikosteroidlerin karpal tünel sendromunu tedavi sürecinde kortikosteroid enjeksiyonları kadar etkili olmadığı yaygın bir kanıdır.
Bütün bunlara ek olarak romatoid artrit veya başka bir inflamatuar artrit türünün neden olduğu karpal tünel sendromu durumlarında, artrit tedavisinin belirtileri azalttığı düşünülmekle birlikte, bu durum kesin olarak kanıtlanmamıştır.
Bileklik ve ilaç alımı tedavilerine yeterli yanıt alınamayan, ya da çok şiddetli seyreden karpal tünel sendromu vakalarında cerrahi müdahale gerekli olabilir. Karpal tünel cerrahisinin hedefi, median sinire baskı yapan bağın kesilmesi, bu sayede de sinir üzerindeki basıncın hafifletilmesidir.