Yanık Rehabilitasyonu

YANIK

Yanık hemen her zaman deri ve deri katlarını içeren, bazen de vücudun dışarı açılan organlarını hasara uğratan bir travma türüdür. Yanık, trafik kazaları ve iş kazaları gibi önlenebilir kazalarla birlikte ülkemizde ve dünyada önemli bir halk sağlığı sorunudur. Amerika Birleşik Devletlerinde 1991 yılında 5053 kişi yanık nedeniyle kaybedilmiştir. Türkiye’de yanık sıklığı, morbidite ve mortalitesine yönelik kesin rakamsal değerler yoktur

Yanık türleri arasında sıcak sıvılarla haşlanma en sık karşılaşılan etiyolojik nedendir. Buna karşın yanık mortalitesinde haşlanma daha alt sıralarda yer almaktadır. Alev yanığı ve kimyasal yanıklar, sıklığı daha az, ancak mortalitesi daha fazla olan yanık türleridir. Deri, bir organ olarak kabul edilmese de birçok fonksiyonuyla homeostazisin sağlanması ve devam ettirilmesinde önemli bir rol oynar.

 

Deriye özgü ve yaşamsal öneme sahip    fonksiyonlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Koruyucu belli bir eşik değere kadar sıcak, soğuk, radyasyon, basınç gibi dış etkenlere karşı koruma.
  • İmmünolojik mikroorganizmaların vücuda girişini engelleme, deriye invaze olanlara karşı immünolojik reaksiyon.
  • Sıvı, protein ve elektrolit homeostazisi sıvı, protein ve elektrolit kaybını önlemenin yanında atılımında düzenleyici fonksiyon.
  • Termoregülasyon ortamın ısısına göre ısı kaybını önleme veya artırma.
  • Duyusal sinir uçları ile impulsları alma ve gerekli cevapları verme.
  • Sosyal çekicilik, güzellik gibi etkilerle sosyal hayatta kişilerin dış görünümünü belirleme

 

  • Metabolizma D vitamini sentezlenmesi.

 

 

Yanığın Hücre ve Dokulara Etkisi

Yanığa bağlı hücre hasarını belirleyen en önemli iki faktör ısının derecesi ve ısıya maruz kalma süresidir. 40-44°C’da birçok enzimin fonksiyonu bozulur ve protein denatürasyonu başlar. Hücresel fonksiyonların bozulması ile birlikte membran sodyum pompası da işlevini yerine getiremez ve intrasellüler sodyum miktarı artarak hücre şişmeye başlar. Derece 44°C’ın üzerine çıkarsa hücre tamiri mümkün olmaz ve hücre ölümü, yani nekroz gelişir. Hücre ölümünde serbest oksijen radikalleri de ortaya çıkarak hücre ölümünü hızlandırır ve yaygınlaşır

 

YANIK REHABİLİTASYONU

Ekstremite disfonksiyonu, kontraktür, cerrahi skar ve estetik problemlere yol açan yanık yaralanmaları toplumda önemli bir sosyal problemdir. Hastaların acil tedavisi ve iyi yanık bakımının yanı sıra cihazlama, pozisyon verme ve egzersizler gibi erken rehabilitasyon uygulamaları ihmal edilmemelidir. Yanık ünitelerinde multidisipliner yaklaşım esas olmalıdır. Bu ünitede cerrah, fizyoterapist, yanık hemşiresi, psikolog, beslenme uzmanı, sosyal danışman ve gerektiğinde diğer disiplinlerden başka uzmanlar iyi bir işbirliği içerisinde çalışmalıdır

Yanık yaralanmasını takiben rehabilitasyon programı bireyin hastaneye kabulü ile başlar ve birkaç yıl boyunca devam eder. Yanık sonrası oluşabilecek komplikasyonları önlemek ve kişinin fonksiyonel bağımsızlığını sağlamak için kapsamlı bir rehabilitasyon programı gereklidir. Erken dönemde amaç, eklem hareket açıklığını ve bireyin fonksiyonelliğini korumaktır. Uzun dönemde ise, kişiyi değişmemiş görünüşü, yetenekleri ve potansiyeli ile birlikte tekrar topluma kazandırmaktır

YARA BAKIMI

Yara bakımı, debridmanı ve daha sonraki uygulamalar fonksiyonel ve kozmetik sonuçlar açısından erken dönem rehabilitasyonda önemli bir yer tutar.

Yara bakımı erken uygulanacak bir cerrahi girişime hazırlık yapmak, greft uygulanıncaya kadar oluşan granulasyon dokusunu korumak ve iyileşmeyi hızlandırmak açısından önem arz eder.

Yara bakımının hedefleri arasında ;

  • İnfeksiyonu önlemek veya kontrol etmek
  • Doku miktarını mümkün olduğu kadar korumak
  • Yaranın kısa bir sürede kapanmasını veya greftlenmesini sağlamak
  • Skar ve kontraktür oluşumunu en aza indirmek

 

EGZERSİZ

Yanık yaralanmalarının tedavisinde egzersizin amaçları:

  • Ödemin azaltılması, immobilizasyonun zararlı etkilerinden korunma
  • ROM‘nu artırmak ve normale getirmek
  • Kas gücünü artırmak
  • Skar oluşumunu engellemek veya azaltmak

Egzersiz, yanık sonrası dönemde hemen başlatılmalıdır. Konservatif tedavi gören yanık vakalarında egzersiz, iş gücü kaybını önleme ve normal sirkülasyonun sağlanması açısından önemlidir. Greft uygulanan vakalarda immobilizasyon periyodu süresince izometrik egzersizler uygulanmalıdır. Bu hareketsiz dönemde oluşabilecek kayıpları önlemek açısından önemlidir. Deri grefti stabilite kazandıktan sonra aktif egzersizler başlatılmalıdır. Hasta bu tarz egzersizleri ağrı sınırında yapmalı, hastanın sargı ve pansumanları egzersizleri engelleyici olmamalıdır. Gergin, doğal nemini ve yağlanma mekanizmasını kaybetmiş deri nedeniyle başlangıçta egzersizler ağrılı olabilir. Ancak egzersizler ilerledikçe bu hoşnutsuzluk gittikçe azalır. Su içinde uygulanan egzersizler hem daha ağrısız hem de daha kolay yapılır. Egzersiz uygulaması sayesinde kasın kasılıp gevşemesi nedeniyle oluşan doğal pompalama ile ödemin çözülmesine katkıda bulunulur. İyileşme döneminde yapılan germe egzersizleri sabit ve minimal germe tarzında olmalıdır. Hastaların normal fonksiyonlarına geçmelerinde elin önemi büyüktür. Yanık hastalarında elde gelişen ödem zamanla fibrozisle sonuçlanır.Bu durum elin disfonksiyonuna yol açar. Bu nedenle genel egzersiz prensipleri çerçevesinde elin tedavisi geciktirilmemelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir